Op. Dr. Oğuzhan Demirel

Meme Öz Muayenesi Nasıl Yapılır?

Meme öz muayenesi, kişinin kendi meme dokusunu tanıması ve daha önce olmayan değişiklikleri fark edebilmesi için yapılan düzenli bir kontrol uygulamasıdır. Bu muayene kesin tanı koymak için yapılmaz ve mamografi, ultrason ya da hekim muayenesinin yerine geçmez. Temel amacı, kişinin memelerinin normal görünümünü ve hissini bilmesini sağlamak, böylece yeni gelişen kitle, şişlik, cilt değişikliği, meme […]

Meme öz muayenesi, kişinin kendi meme dokusunu tanıması ve daha önce olmayan değişiklikleri fark edebilmesi için yapılan düzenli bir kontrol uygulamasıdır. Bu muayene kesin tanı koymak için yapılmaz ve mamografi, ultrason ya da hekim muayenesinin yerine geçmez. Temel amacı, kişinin memelerinin normal görünümünü ve hissini bilmesini sağlamak, böylece yeni gelişen kitle, şişlik, cilt değişikliği, meme başı akıntısı veya şekil farklılığı gibi bulguların daha erken fark edilmesine yardımcı olmaktır. Muayene için sakin bir ortam seçilmeli, kişi acele etmeden hem görsel kontrol hem de elle değerlendirme yapmalıdır. Meme dokusu yalnızca meme ucunun çevresinden ibaret olmadığı için kontrol sırasında memenin tamamı, koltuk altı bölgesi ve köprücük kemiğine doğru uzanan alan da değerlendirilmelidir.

Öz muayeneye ayna karşısında gözlemle başlanabilir. Kişi önce kolları yanlarda serbest dururken memelerin boyutunda, şeklinde, simetrisinde, cilt yüzeyinde veya meme başında değişiklik olup olmadığını kontrol eder. Ardından kollar yukarı kaldırılarak ve eller bel bölgesine bastırılarak aynı alanlar tekrar gözlemlenir. Bu aşamada ciltte çekinti, çukurlaşma, kızarıklık, portakal kabuğu görünümü, meme başında içe çekilme, kabuklanma veya yara benzeri değişiklikler araştırılır. Daha sonra elle muayeneye geçilir. Parmak uçlarıyla değil, üç orta parmağın iç yüzeyleriyle dairesel hareketler yapılmalı; hafif, orta ve daha derin basınç kullanılarak meme dokusunun farklı katmanları hissedilmelidir. Muayene ayakta, duşta veya sırtüstü yatarken yapılabilir. Sırtüstü pozisyonda kontrol edilen tarafın omzunun altına küçük bir yastık koymak ve aynı taraf kolu başın arkasına almak meme dokusunun daha iyi yayılmasına yardımcı olabilir.

Meme Öz Muayenesi Hangi Sıklıkla Yapılmalıdır?

Meme öz muayenesi için en pratik yaklaşım, kişinin kendi meme yapısını düzenli olarak tanıyabileceği bir kontrol alışkanlığı oluşturmasıdır. Birçok kişi için ayda bir kez yapılan kontrol yeterli bir farkındalık sağlar. Adet gören kişilerde muayene için en uygun dönem genellikle adet bitiminden sonraki günlerdir; çünkü bu dönemde memelerdeki hormonal hassasiyet, dolgunluk ve şişlik daha az olabilir. Adet öncesi dönemde yapılan kontrol, memenin doğal olarak daha hassas ve düzensiz hissedilmesine neden olabilir; bu da kişide gereksiz kaygı oluşturabilir. Bu nedenle düzenli adet gören kişiler için her ay benzer dönemde kontrol yapmak, memedeki olağan yapıyla yeni gelişen değişiklikleri ayırt etmeyi kolaylaştırır.

Menopoz döneminde olanlar, adet görmeyenler, rahim ameliyatı geçirmiş kişiler veya adet düzeni olmayanlar için belirli bir günü seçip her ay aynı tarihte kontrol yapmak uygun olabilir. Örneğin her ayın ilk günü gibi hatırlanması kolay bir zaman belirlemek düzenli takip açısından yardımcıdır. Ancak burada önemli nokta, öz muayeneyi takıntılı ve kaygıyı artıran bir davranışa dönüştürmemektir. Her gün sık sık kontrol yapmak meme dokusunu tahriş edebilir, normal dokusal farklılıkların sürekli hastalık belirtisi gibi algılanmasına yol açabilir ve kişide gereksiz endişe oluşturabilir. Öz muayene, düzenli tarama programlarının yerine geçmediği için yaşa ve risk durumuna uygun mamografi, ultrason veya hekim kontrolleri aksatılmamalıdır. Ailede meme kanseri öyküsü, genetik risk, daha önce meme biyopsisi öyküsü veya yoğun meme dokusu gibi özel durumlar varsa kontrol sıklığı ve tarama planı hekimle birlikte belirlenmelidir.

Meme Öz Muayenesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Meme öz muayenesinde yalnızca ele kitle gelip gelmediğine bakmak yeterli değildir. Meme kanseri veya diğer meme hastalıkları her zaman belirgin bir kitleyle ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle memenin görünümü, cilt yüzeyi, meme başı, koltuk altı ve meme dokusunun genel yapısı birlikte değerlendirilmelidir. Dikkat edilmesi gereken değişiklikler arasında yeni gelişen kitle veya sertlik, memenin bir bölümünde kalınlaşma, tek taraflı şişlik, meme şeklinde veya boyutunda sonradan oluşan farklılık, ciltte çekinti, çukurlaşma, kızarıklık, pullanma, meme başında içe dönme, meme başında yara veya kabuklanma yer alır. Ayrıca gebelik ve emzirme dönemi dışında kendiliğinden gelen, özellikle kanlı veya tek taraflı meme başı akıntısı da ihmal edilmemesi gereken bir bulgudur.

Muayene sırasında fark edilen her değişiklik kanser anlamına gelmez; kistler, iyi huylu kitleler, enfeksiyonlar, hormonal değişiklikler ve emzirme dönemine bağlı sorunlar da benzer bulgular oluşturabilir. Ancak yeni ortaya çıkan, aynı bölgede devam eden, giderek büyüyen veya kişiye normalden farklı gelen her bulgu uzman değerlendirmesi gerektirir. Özellikle koltuk altında ele gelen şişlik, memede sert ve hareketsiz kitle, meme cildinde portakal kabuğu görünümü, meme başında sonradan gelişen içe çekilme veya kanlı akıntı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Kitleyi sürekli bastırarak kontrol etmek, sıkmak, masaj yapmak veya evde uygulamalarla geçmesini beklemek doğru değildir. En sağlıklı yaklaşım, kişinin kendi vücudunu tanıması, olağan dışı değişiklikleri not etmesi ve gerektiğinde genel cerrahi ya da meme sağlığı alanında deneyimli bir uzmana başvurmasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir