Op. Dr. Oğuzhan Demirel

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Meme kanseri belirtileri kişiden kişiye değişebilir ve her hastada aynı bulgularla ortaya çıkmayabilir. Bazı kişilerde ilk fark edilen belirti memede veya koltuk altında ele gelen yeni bir kitle olurken, bazı kişilerde meme cildinde çekinti, meme başında değişiklik, akıntı, kızarıklık, şişlik ya da meme şeklinde asimetri gibi daha farklı bulgular görülebilir. Erken dönemde meme kanseri bazen […]

Meme kanseri belirtileri kişiden kişiye değişebilir ve her hastada aynı bulgularla ortaya çıkmayabilir. Bazı kişilerde ilk fark edilen belirti memede veya koltuk altında ele gelen yeni bir kitle olurken, bazı kişilerde meme cildinde çekinti, meme başında değişiklik, akıntı, kızarıklık, şişlik ya da meme şeklinde asimetri gibi daha farklı bulgular görülebilir. Erken dönemde meme kanseri bazen belirgin ağrı yapmadan ilerleyebilir; hatta bazı durumlarda kişi herhangi bir belirti hissetmeden rutin tarama sırasında şüpheli bir bulgu saptanabilir. Bu nedenle yalnızca ağrı ya da büyük kitle beklemek doğru değildir. Meme dokusunda daha önce olmayan, kalıcı hale gelen veya zamanla belirginleşen her değişiklik dikkatle değerlendirilmelidir.

Belirtiler değerlendirilirken kişinin yaşı, aile öyküsü, adet düzeni, gebelik veya emzirme durumu, daha önce geçirilmiş meme hastalıkları ve mevcut şikâyetin süresi birlikte ele alınır. Memedeki her değişiklik kanser anlamına gelmez; kistler, enfeksiyonlar, hormonal değişiklikler, iyi huylu meme lezyonları ve emzirme dönemine bağlı sorunlar da benzer şikâyetlere neden olabilir. Ancak bu ayrımı kişinin kendi kendine yapması mümkün değildir. Özellikle tek memede ortaya çıkan yeni kitle, meme cildinde portakal kabuğu görünümü, meme başında içe çekilme, kanlı akıntı, koltuk altında şişlik veya memede açıklanamayan şekil değişikliği varsa vakit kaybetmeden uzman hekime başvurulmalıdır. Erken değerlendirme, hem iyi huylu nedenlerin güvenle açıklığa kavuşmasını sağlar hem de ciddi bir durum varsa tanının gecikmesini önler.

Meme Kanserinin En Sık Görülen Belirtileri Nelerdir?

Meme kanserinin en sık fark edilen belirtilerinden biri memede veya koltuk altında ele gelen yeni bir kitle ya da sertliktir. Bu kitle çoğu zaman ağrısız olabilir, sert hissedilebilir ve çevre dokuya göre farklı bir yapı gösterebilir. Ancak her meme kanseri kitlesi aynı şekilde hissedilmez; bazıları daha küçük, daha belirsiz veya yalnızca meme dokusunda kalınlaşma şeklinde fark edilebilir. Bunun yanında memenin bir bölümünde şişlik, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik, iki meme arasında sonradan gelişen belirgin asimetri ve koltuk altında ele gelen bezeler de değerlendirilmesi gereken bulgular arasındadır. Kitle fark edildiğinde adet dönemiyle ilişkili geçici bir hassasiyet olduğu düşünülse bile, kaybolmayan veya aynı bölgede devam eden sertlikler mutlaka hekim tarafından incelenmelidir.

Meme kanseri yalnızca kitle ile belirti vermeyebilir. Meme derisinde çökme, buruşma, kalınlaşma, kızarıklık, pullanma veya portakal kabuğuna benzer görünüm de önemli uyarı işaretleri arasında yer alır. Meme başında sonradan gelişen içe çekilme, meme başı çevresinde yara, kabuklanma, egzama benzeri değişiklikler veya tek taraflı akıntı da dikkate alınmalıdır. Bazı kişilerde memede yanma, hassasiyet veya bölgesel ağrı görülebilir; ancak ağrı tek başına meme kanserinin en tipik belirtisi değildir. Bu nedenle belirtiler birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle kalıcı, tek taraflı, yeni ortaya çıkan ve kişinin normal meme yapısından farklı olan değişiklikler erken dönemde araştırılmalıdır. Rutin kontrollerin aksatılmaması ve kişinin kendi meme dokusunu tanıması, olağan dışı değişikliklerin daha erken fark edilmesine yardımcı olur.

Memede Ağrı Meme Kanseri Belirtisi Olabilir Mi?

Memede ağrı sık görülen bir şikâyettir ve çoğu zaman doğrudan meme kanseriyle ilişkili değildir. Adet döngüsüne bağlı hormonal değişiklikler, meme kistleri, fibrokistik değişiklikler, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, uygun olmayan sütyen kullanımı, stres, bazı ilaçlar, gebelik ve emzirme dönemleri memede ağrıya neden olabilir. Özellikle iki memede birden hissedilen, adet öncesi dönemde artan ve adet sonrası azalan yaygın hassasiyet çoğu zaman hormonal döngüyle ilişkili olabilir. Ancak bu durum memede ağrının tamamen önemsiz olduğu anlamına gelmez. Ağrının süresi, yeri, tek taraflı olup olmadığı, eşlik eden kitle veya cilt değişikliği bulunup bulunmadığı mutlaka dikkate alınmalıdır.

Meme kanseri bazı durumlarda ağrıya neden olabilir, ancak ağrı genellikle tek başına tanı koydurucu bir belirti değildir. Özellikle tek memede belirli bir noktada sürekli devam eden ağrı, beraberinde ele gelen kitle, meme derisinde çekinti, kızarıklık, kalınlaşma, meme başında içe dönme veya akıntı varsa daha dikkatli değerlendirilmelidir. Ağrı yeni başlamışsa, zamanla artıyorsa, adet döngüsüyle açıklanamıyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa hekime başvurmak gerekir. Bu değerlendirmede klinik muayene, yaşa ve bulgulara göre ultrason veya mamografi gibi tetkikler kullanılabilir. Kişinin yalnızca ağrının varlığına ya da yokluğuna bakarak meme kanseri ihtimalini değerlendirmesi doğru değildir. Çünkü bazı meme kanserleri ağrısız ilerleyebilirken, bazı iyi huylu durumlar belirgin ağrı yapabilir.

Meme Başında Akıntı Ne Zaman Riskli Kabul Edilir?

Meme başı akıntısı her zaman meme kanseri anlamına gelmez. Gebelik, emzirme, hormonal değişiklikler, bazı ilaçlar, tiroit veya prolaktin hormonuyla ilişkili sorunlar, süt kanalı genişlemeleri ve iyi huylu meme içi oluşumlar meme başından akıntıya neden olabilir. Özellikle iki memeden birden gelen, sıkmakla ortaya çıkan, süt rengine yakın veya berrak özellikteki bazı akıntılar hormonal ya da fizyolojik nedenlerle ilişkili olabilir. Ancak akıntının rengi, tek taraflı olup olmadığı, kendiliğinden gelip gelmediği, tek kanaldan mı yoksa birden fazla noktadan mı geldiği ve beraberinde kitle bulunup bulunmadığı risk değerlendirmesi açısından önemlidir.

Riskli kabul edilen meme başı akıntıları genellikle kendiliğinden gelen, tek memeden olan, tek bir kanaldan geldiği düşünülen, kanlı veya kahverengi özellik gösteren akıntılardır. Akıntıya memede ele gelen kitle, meme başında içe çekilme, meme cildinde yara, kabuklanma, kızarıklık veya koltuk altında şişlik eşlik ediyorsa değerlendirme geciktirilmemelidir. Emzirme dönemi dışında yeni başlayan ve tekrarlayan akıntılar da hekim muayenesi gerektirir. Erkeklerde meme başı akıntısı ise her durumda tıbbi değerlendirme gerektiren bir bulgudur. Hekim gerekli görürse meme muayenesi, ultrason, mamografi, hormon testleri, akıntının değerlendirilmesi veya biyopsi gibi ek incelemeler isteyebilir. Akıntıyı sürekli sıkmak, tahrişe ve akıntının devam ediyor gibi görünmesine neden olabileceği için doğru bir takip yöntemi değildir.

Meme Kanseri Belirtileri Fark Edildiğinde Ne Yapılmalıdır?

Meme kanseri belirtilerine benzeyen bir değişiklik fark edildiğinde ilk yapılması gereken şey paniğe kapılmadan, ancak durumu ertelemeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaktır. Memede yeni kitle, koltuk altında şişlik, meme derisinde çekinti, kızarıklık, kalınlaşma, meme başında içe dönme, kanlı akıntı veya meme şeklinde belirgin değişiklik varsa uzman hekim değerlendirmesi gerekir. Bu belirtiler iyi huylu nedenlerle de ortaya çıkabilir; ancak hangi durumun basit, hangisinin ileri inceleme gerektirdiği yalnızca muayene ve gerekli tetkiklerle anlaşılabilir. Kişinin kendi kendine belirti karşılaştırması yapması, sosyal medya veya internet bilgileriyle karar vermesi, bitkisel ürünlerle beklemesi ya da şikâyet kaybolur düşüncesiyle uzun süre zaman kaybetmesi doğru değildir.

Hekime başvurulduğunda önce ayrıntılı öykü alınır ve meme muayenesi yapılır. Ardından kişinin yaşına, meme dokusuna ve bulgulara göre ultrason, mamografi veya gerekli durumlarda meme MR gibi görüntüleme yöntemleri planlanabilir. Şüpheli bir bulgu saptanırsa kesin tanıya ulaşmak için biyopsi yapılabilir. Bu süreç, her zaman kanser tanısı konulacağı anlamına gelmez; aksine birçok kişinin şikâyeti iyi huylu nedenlerle açıklanabilir. Ancak erken başvuru, ciddi bir hastalık varsa tanının gecikmemesi açısından çok önemlidir. Ayrıca düzenli tarama programlarına katılmak, aile öyküsü olan kişilerin risk değerlendirmesi yaptırması ve kişinin kendi meme dokusundaki olağan değişiklikleri tanıması erken farkındalık açısından önem taşır. Belirti fark edildiğinde en doğru adım, geçmesini beklemek yerine uzman değerlendirmesi almaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir