Op. Dr. Oğuzhan Demirel

Göğüs Estetiği Öncesinde Hangi Testler Yapılır?

Göğüs estetiği öncesinde uygulanacak testler; yapılacak ameliyatın türüne, işlemin kapsamına, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna, kullandığı ilaçlara ve mevcut hastalıklarına göre belirlenir. Göğüs büyütme, göğüs küçültme, göğüs dikleştirme veya kombine ameliyatlar farklı sürelerde ve farklı cerrahi kapsamlarla gerçekleştirilebildiği için her hastaya aynı tetkik listesinin uygulanması doğru değildir. Ameliyat öncesi değerlendirmede öncelikle hastanın tıbbi geçmişi dinlenir, […]

Göğüs estetiği öncesinde uygulanacak testler; yapılacak ameliyatın türüne, işlemin kapsamına, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna, kullandığı ilaçlara ve mevcut hastalıklarına göre belirlenir. Göğüs büyütme, göğüs küçültme, göğüs dikleştirme veya kombine ameliyatlar farklı sürelerde ve farklı cerrahi kapsamlarla gerçekleştirilebildiği için her hastaya aynı tetkik listesinin uygulanması doğru değildir. Ameliyat öncesi değerlendirmede öncelikle hastanın tıbbi geçmişi dinlenir, daha önce geçirdiği ameliyatlar ve anestezi deneyimleri sorgulanır. Düzenli kullanılan ilaçlar, vitaminler, bitkisel ürünler, bilinen alerjiler, sigara kullanımı ve ailede görülen önemli hastalıklar da kayıt altına alınır. Tetkik kararı yalnızca ameliyatın adına göre değil, hastanın taşıdığı bireysel risklere göre verilmelidir. Bu nedenle sağlıklı ve genç bir hastadan istenen testlerle kalp, akciğer, böbrek veya metabolik hastalığı bulunan bir hastadan istenen testler aynı olmayabilir.

Ameliyat öncesinde en sık değerlendirilen tetkikler arasında tam kan sayımı, böbrek fonksiyonları, elektrolit düzeyleri, kan şekeri ve gerekli görülen durumlarda karaciğer fonksiyonları ile pıhtılaşma testleri bulunur. Gebelik ihtimali bulunan kişilerde, hastanın onayı alınarak gebelik testi de istenebilir. Bunun yanında hastanın yaşı, şikâyetleri ve tıbbi geçmişi doğrultusunda EKG, akciğer grafisi, meme ultrasonu veya mamografi gibi ek incelemeler planlanabilir. Ancak bu testlerin hiçbiri yalnızca göğüs estetiği yapılacağı için otomatik olarak gerekli kabul edilmemelidir. Örneğin idrar testi, akciğer grafisi veya ayrıntılı kalp incelemeleri sağlıklı ve şikâyeti bulunmayan her hastaya rutin şekilde uygulanmayabilir. Testlerden elde edilen sonuçlar cerrah ve anestezi uzmanı tarafından birlikte değerlendirilerek kansızlık, enfeksiyon, kontrolsüz kan şekeri, elektrolit bozukluğu veya anestezi riskini artırabilecek başka bir durum bulunup bulunmadığı belirlenir.

Göğüs Estetiği Öncesinde Kan Tahlili Neden Yapılır?

Göğüs estetiği öncesinde yapılan kan tahlillerinin temel amacı, ameliyat ve anestezi sürecini etkileyebilecek sağlık sorunlarını önceden fark etmektir. Tam kan sayımıyla hemoglobin, beyaz kan hücreleri ve trombositler değerlendirilir. Hemoglobin değerinin düşük olması kansızlığa işaret edebilir ve dokuların ameliyat sırasında yeterli oksijen almasını etkileyebilir. Beyaz kan hücrelerindeki belirgin değişiklikler aktif bir enfeksiyon veya iltihabi durum açısından değerlendirme gerektirebilir. Trombosit sayısı ise kanamanın durdurulmasında rol oynadığı için cerrahi planlama bakımından önem taşır. Tam kan sayımı ve diğer laboratuvar testlerinin gerekliliği, ameliyatın büyüklüğü ve hastanın sağlık durumuna göre belirlenir. Sağlıklı bir hastada gereksiz sayıda test yapılması yerine, ameliyat güvenliğine gerçekten katkı sağlayacak incelemelerin seçilmesi amaçlanır.

Kan tahlilinde yalnızca kan hücreleri değil, böbreklerin çalışma durumu ve vücudun sıvı-elektrolit dengesi de incelenebilir. Kreatinin, tahmini böbrek süzme değeri, sodyum ve potasyum gibi sonuçlar; özellikle böbrek hastalığı bulunan, tansiyon ilacı veya idrar söktürücü kullanan kişilerde önem kazanır. Diyabeti bulunan hastalarda yakın dönem kan şekeri kontrolünü değerlendirmek için HbA1c sonucu istenebilir; diyabeti olmayan herkese bu testin rutin yapılması gerekli değildir. Pıhtılaşma testleri de her hastaya otomatik olarak uygulanmaz. Karaciğer hastalığı, kanama bozukluğu öyküsü, kolay morarma, daha önce ameliyatta aşırı kanama yaşanması veya kan sulandırıcı ilaç kullanılması durumunda bu testlere daha fazla ihtiyaç duyulabilir. Kan sonuçlarında önemli bir sorun saptandığında amaç hastayı doğrudan ameliyattan çıkarmak değil, sorunun nedenini belirlemek ve mümkünse ameliyat öncesinde güvenli düzeye getirmektir.

Ameliyattan Önce EKG ve Akciğer Grafisi İstenir mi?

EKG, kalbin elektriksel faaliyetini değerlendiren ve kalp ritmi hakkında bilgi veren bir testtir. Göğüs estetiği öncesinde her hastadan rutin olarak EKG istenmesi gerekli değildir. Hastanın yaşı, kalp ve damar hastalığı öyküsü, yüksek tansiyon, ritim bozukluğu, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma öyküsü veya fiziksel aktivite sırasında çabuk yorulma gibi durumlar EKG ihtiyacını artırabilir. Ayrıca daha önce kalp krizi geçiren, kalp kapak hastalığı bulunan veya kalp ritmini etkileyebilecek ilaçlar kullanan hastalarda anestezi uzmanı ek kalp değerlendirmesi isteyebilir. Sağlıklı, genç, herhangi bir kalp şikâyeti bulunmayan ve düşük cerrahi risk taşıyan kişilerde ise EKG her zaman zorunlu değildir. Ameliyat öncesi testlerin yaşa bakılarak otomatik biçimde değil, klinik değerlendirme ve bireysel riskler doğrultusunda seçilmesi gerekir.

Akciğer grafisi de göğüs estetiği yapılacak her hastaya standart olarak çekilen bir inceleme değildir. Elektif ameliyatlardan önce akciğer grafisinin rutin şekilde uygulanması önerilmez. Uzun süredir devam eden öksürük, açıklanamayan nefes darlığı, ciddi akciğer hastalığı, yakın zamanda geçirilmiş akciğer enfeksiyonu veya mevcut solunum şikâyetlerinde belirgin değişiklik bulunması halinde grafi ya da başka solunum testleri gündeme gelebilir. Astım veya kronik bronşit gibi hastalıkların varlığı tek başına her zaman grafi gerektirmez; hastalığın kontrol düzeyi, mevcut belirtiler ve muayene bulguları birlikte değerlendirilir. Aktif üst veya alt solunum yolu enfeksiyonu saptanması durumunda ise özellikle genel anestezi altında gerçekleştirilecek estetik ameliyatın ertelenmesi düşünülebilir. Son karar, cerrah ve anestezi uzmanının değerlendirmesiyle verilir.

Meme Ultrasonu Hangi Hastalardan İstenir?

Meme ultrasonu, meme dokusunu ses dalgalarıyla değerlendiren ve radyasyon içermeyen bir görüntüleme yöntemidir. Göğüs estetiği öncesinde her hastaya zorunlu olarak uygulanmaz; muayene sırasında ele gelen kitle, belirli bir bölgede kalınlaşma, tek taraflı ve devamlı ağrı, meme başından akıntı veya daha önce tespit edilmiş bir meme lezyonu bulunması halinde istenebilir. Özellikle genç hastalarda ve ele gelen bir kitlenin değerlendirilmesinde ultrason önemli bir ilk inceleme yöntemi olabilir. Ele gelen meme kitlesi bulunan 30 yaşın altındaki kişilerde ultrason sıklıkla ilk görüntüleme yöntemi olarak değerlendirilirken, 40 yaş ve üzerindeki kişilerde mamografiyle birlikte veya mamografiyi tamamlayıcı şekilde kullanılabilir. Hangi görüntüleme yönteminin önce uygulanacağına hastanın yaşı, şikâyeti, riskleri ve muayene bulguları dikkate alınarak karar verilir.

Meme ultrasonu, katı bir oluşumla sıvı içerikli bir kistin birbirinden ayrılmasına ve şüpheli bir bölgenin daha ayrıntılı incelenmesine yardımcı olabilir. Bununla birlikte ultrason, mamografinin yerini her durumda alan bir tarama yöntemi değildir. Özellikle belirli yaş gruplarında ve meme kanseri taraması gereken hastalarda yalnızca ultrasonla değerlendirme yeterli kabul edilmeyebilir. Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan, daha önce meme biyopsisi yapılmış, bilinen bir meme hastalığı olan veya rutin kontrollerini aksatmış hastalarda ameliyat öncesi görüntüleme daha ayrıntılı planlanabilir. Görüntülemede şüpheli bir bulgu saptanırsa estetik ameliyat öncesinde ileri inceleme, yakın takip veya biyopsi gerekebilir. Bu yaklaşım estetik işlemi gereksiz yere geciktirmek için değil, ameliyat öncesinde meme dokusunda değerlendirilmesi gereken önemli bir hastalığın gözden kaçmasını önlemek için uygulanır.

Kronik Hastalığı Olan Kişilere Hangi Ek Testler Uygulanır?

Kronik hastalığı bulunan kişilerde ameliyat öncesi tetkikler mevcut hastalığın türüne ve ne kadar iyi kontrol edildiğine göre genişletilir. Diyabet hastalarında açlık kan şekeri ve yakın dönem kan şekeri kontrolünü gösteren HbA1c sonucu değerlendirilebilir. Diyabeti olan ve son üç ay içerisinde HbA1c ölçümü yapılmamış kişilere ameliyat öncesinde bu testin uygulanması düşünülebilir. Yüksek tansiyon veya kalp hastalığı bulunan kişilerde EKG, kardiyoloji değerlendirmesi ve şikâyetlere göre ekokardiyografi gibi ileri incelemeler gündeme gelebilir. Ancak ekokardiyografi de rutin bir test değildir; kalp üfürümüyle birlikte nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma veya kalp yetersizliği belirtileri bulunması gibi durumlarda daha anlamlı hale gelir. Hastanın kullandığı tansiyon, ritim veya kan sulandırıcı ilaçların ameliyat öncesinde nasıl düzenleneceği de ilgili hekimlerle birlikte planlanmalıdır.

Böbrek hastalığı bulunan kişilerde kreatinin, böbrek süzme fonksiyonu ve elektrolitler; karaciğer hastalığı bulunan kişilerde karaciğer fonksiyonları ve pıhtılaşma sistemi daha ayrıntılı incelenebilir. Astım, kronik bronşit veya başka bir solunum hastalığında hastanın mevcut yakınmaları, solunum kapasitesi ve son alevlenme dönemi değerlendirilir; gerektiğinde solunum fonksiyon testi veya göğüs hastalıkları görüşü istenir. Tiroid hastalığı bulunan kişilerde yakın dönem tiroid testleri, ciddi kansızlık öyküsü olanlarda demir depoları ve ilgili kan değerleri, kanama bozukluğu bulunanlarda ise ayrıntılı pıhtılaşma incelemeleri planlanabilir. Ameliyat öncesi değerlendirme, yalnızca test sonuçlarını toplamak değil, mevcut hastalıkları mümkün olan en iyi düzeyde kontrol altına almak için kullanılan bir hazırlık sürecidir. Kontrol altında olmayan kronik hastalıklarda göğüs estetiği, gerekli tedavi düzenlemeleri tamamlanana kadar ertelenebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir